Mehdiyet      Makale    Video     Anasayfa    İletişim    
Kategoriler:
Kuran Ahlakı
Madde Gerçeği
Kuran Mucizeleri
Darwinizme Cevaplar
Güncel
İman Hakikatleri
Ahir Zaman
Anı Yaşa Ama Bir Gün Öleceğini Unutma
 
 Son Makaleler
 
Anı Yaşa Ama Bir Gün Öleceğini Unutma

Bazı sözler vardır ki hangi dilde söylenmiş olursa olsun tüm dünyada milyonlarca insanın mantığına işlemeyi başarır. Hiç şüphesiz carpe diem de bunlardan biri. Peki ama Horatius'un bu deyişi bugün ne derece doğru algılanıyor?
Carpe diem gerçekte ölümün her an gelebileceğinin şuurunda olmak ve her saniyenin kıymetini bilmekle eşdeğer anlamlar taşıyor. Ünlü şair de "daha biz konuşurken geçip giden zamana aldanmayıp, yarına güvenmemeyi, zamanı olabildiğince iyi kullanmayı" dizelerinde ifade ederken dünya hayatının kısa sürede gelip geçeceği ve her insanın er ya da geç toprak olacağı gerçeğine dikkat çekmek istemiştir. Ne var ki bu kavram günümüzde hazcı felsefenin bir savunusu gibi kabul görüyor ve "gününü gün et", "anı yaşa, gerisini boş ver" manalarında kullanılıyor.

Hayat şekilleri, konuşma ve davranışlarından görüldüğü gibi insanların büyük bir bölümü gerçekten de hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamayı ve dünya nimetlerinden azami derecede faydalanmayı tercih ediyor. Öyle ki ölüm bu insanların düşünmekten en çok kaçtıkları konu. Dahası ölümü değil düşünmek, hatırlamak dahi istemiyorlar. Tanınmış biri ya da bir yakınları öldüğünde ise moralleri tamamen yerle bir oluyor; bir gün kendilerinin de öleceği gerçeğiyle yüzleşmek onları adeta hasta ediyor, psikolojik olarak çöküyor ve hiçbir şeyden zevk alamaz hale geliyorlar.

Ölümden bu kadar korkmalarının nedeni hiç kuşku yok ölümü bir son olarak görmeleri, ölümle birlikte yok olacaklarını düşünmeleri. Bu yüzden de çareyi hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamakta buluyorlar. Ama dünya hayatının gerçek yüzü peşlerini bırakmıyor ve onlar istemese de her fırsatta kendini hissettiriyor. Yaşlanmamak, hastalanmamak, hep genç ve sağlıklı kalmak, hayatı eğlenceyle geçirmek isterken birkaç on sene içinde tüm gençlikleri gidiyor, hastalıklar başlarından eksik olmuyor. En mükemmel, en sağlıklı görünen insan bile yaşlanıp ölüyor. Her gün binlerce ölüm yaşanıyor. Yollar, caddeler mezarlıklarla doluyor. Bir buçuk metre aralıkla birbirlerine bitişik olarak gömülen insanlar da bir zamanlar restoranlarda yemek yiyen, televizyon izleyen, sinemaya giden, gezmeye gittikleri yerlerde sevdikleriyle fotoğraf çektiren, geleceğe dair planlar yapan insanlarken, ölümleri ile birlikte bütün bunların bir anlamı kalmıyor. Şaşırtıcı olan ise, geride kalanların tüm bu anlatılanları çok iyi biliyor olmaları ama buna rağmen dünyaya bağlılıklarının hiç azalmaması, kendileri de ölüme adım adım yaklaştıkları halde dünyanın peşinden koşmaya devam etmeleri.

Oysa ölüm dünyanın en büyük gerçeklerinden biri. Bu gerçeği yok saymak, hayatın geçici olduğunu ve ölümün insana her an gelebileceğini unutarak yaşamaya çalışmak son derece boş bir çaba. Ölüm belki de hiç tahmin etmediğimiz bir anda gelecek, bu dünyada elde edilen her şey; servet, mal mülk, makam ve tüm imkanlar geride kalacak. Kimse malını, makamını, şöhretini; sahip olduğu hiçbir şeyi ahirete götürmeyecek. Mezara yalnızca kişinin kefene sarılı bedeni girecek; o da çok kısa sürede çürümeye başlayacak.

Kısacası ölüm kendisinden asla kaçılamayan apaçık bir gerçek. Ve bu gerçeği bilerek yaşamak insana çok güzel özellikler kazandırıyor. Bunlardan biri açık ve berrak bir akıl. Bu dünyadaki her şeyin ve herkesin sonlu olduğunu ve ölümün insanı her an yakalayabileceğini bilen insanın öncelikle bilinci açılıyor; dünyanın geçici heveslerinden ve nefsani duygulardan arınmaya, aczini anlamaya başlıyor. Aczini anlayan insanın ahlakı güzelleşiyor, daha hoşgörülü, affedici, uzlaşmacı bir karakter geliştiriyor, daha sevgi dolu, daha merhametli, şefkatli oluyor. Fedakar ve insaniyetli oluyor; kendi rahatını değil başkalarının rahatını düşünür hale geliyor. En önemlisi de hayatın amacını aramaya başlıyor ve tüm evreni sarıp kuşatan olağanüstü düzenin farkına varıyor. Öte yandan sahip olduğu nimetleri görüyor ve bütün bunları kendisine bahşedenin Allah olduğunu anlıyor. Allah'ı tanıdıkça tüm hayatın buradaki kısa zaman diliminden ibaret olmadığını, bu dünyayı yaratan Allah'ın ölümden sonraki sonsuz hayatı da yaratacağını ve bu sonsuz hayatın ölümle birlikte başlayacağını kavrar.

Görüldüğü gibi ölümü düşünmek kişiyi doğru yola sevk eder. Allah’a inanan, ruh sahibi olduğunun bilincinde olan, bu dünyada var oluş amacının Allah’a kulluk etmek olduğunu bilen, bu dünyaya imtihan olmak için gönderildiğini ve bu imtihanın sonucuna göre ahirette hesap vereceğini bilen bir insan olmayı sağlar. Bu insanlar için ölüm korkulacak bir olay değil, her şeyden çok sevdikleri, aşk ve tutkuyla bağlı oldukları Rablerine kavuşmak için bir vesile, sonsuzluğa bir geçiş kapısıdır. Asla bir son olmadığı gibi, asıl hayat olan sonsuz hayatın başlangıcıdır. 
 
Adnan Oktar'ın New Straits Times'da yayınlanan makalesi:
 
2015-07-26 00:12:20 


 
Diğer Makaleler
En zor görünen durumlarda bile insanın, ''Ben bunun altından nasıl kalkarım?'' diye telaşlanması yersizdir.
İnsanın yapacağı, yalnızca 'çok samimi olmak'tır. Herşeyi yaratacak olan ise yalnızca Allah'tır...
................................
Olayları, tavırları, konuşmaları derinlemesine araştırıp kurcalama alışkanlığı, bazen insana beklediği gibi huzur değil, rahatsızlık verebilir...
İnsan gün boyunca hoşuna giden ya da gitmeyen pek çok olayla karşılaşır. Çoğu insan, bu yaşadıkları üzerinde gerektiği kadar durup haya
................................
Kofluktan kaçınmak...
Bazı insanlar vardır, pek çok yönden çok güzel özelliklere sahiptirler, ancak bu özelliklerine rağmen çevrelerindeki insanlar üzerinde yete
................................
İman etmeyenlerin güçlerinin yetmediği bir ahlak: Sevgide kararlı olmak...
Dünyanın dört bir yanındaki insanlara sorsanız, her biri de kendince “sevgiyi ve sevmeyi çok iyi bildiklerini” ve “sevdikleri çok fazla i
................................
İyi bir insan, herkes için bir nimettir.
'Nasıl olsa güzel ahlaklı; her halükarda zaten iyi davranır' diyerek böyle insanların iyi niyetlerini suistimal etmeye çalışmak Kuran ahlak
................................
'Gizli kirlere' ve 'zincirleme kirlenme'ye karşı alınması gereken temizlik önlemleri
Kirliliğin insanlara getirebileceği zarar ve sıkıntıları bilen şuuru açık her insan için temizlik son derece önemli bir konudur. Ancak buna
................................
En tehlikeli ve en sinsi hastalıklardan biri: Aklı beğenme hastalığı
Her insan çocukluk yaşlarının hemen ardından belirli bir eğitim süreci içerisine girer. Kişiliği zaman içerisinde sürekli olarak gelişirk
................................
Hatayı önce kendinde aramak, güzel bir ahlak özelliğidir...
İnsanlar genellikle bir sorun yaşadıklarında, hatayı öncelikle kendilerinde değil de, karşı tarafta arama eğilimindedirler.
................................
En zor görünen durumlarda bile insanın, ''Ben bunun altından nasıl kalkarım?'' diye telaşlanması yersizdir.
İnsanın yapacağı, yalnızca 'çok samimi olmak'tır. Herşeyi yaratacak olan ise yalnızca Allah'tır...
................................
Her insanın kalbinde, Allah'a karşı yaşadığı çok özel ve derin bir samimiyet, yakınlık ve candanlık şekli olmalıdır.
Bir kimsenin böyle anlarda bile soğuk ve mesafeli bir üslup içerisinde olması ise, ciddiyetle düşünülmesi gereken çok önemli bir eksiklikti
................................
 

Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla
telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir.
HARUN YAHYA