Mehdiyet      Makale    Video     Anasayfa    İletişim    
Kategoriler:
Kuran Ahlakı
Madde Gerçeği
Kuran Mucizeleri
Darwinizme Cevaplar
Güncel
İman Hakikatleri
Ahir Zaman
Yaşamı Kolaylaştıran Bir Madde: Sürfaktan
 
 Son Makaleler
 
Yaşamı Kolaylaştıran Bir Madde: Sürfaktan

Yaşamımızın vazgeçilmezi olan sürfaktanlar, henüz biz doğmadan bile yaşamımızı etkilerler. Çünkü doğduğumuz andan itibaren akciğerlerimiz bu madde sayesinde nefes alıp vermemizi kontrol edebilir. Ellerimizin temizliğinden giysilerimizin temizlenmesine kadar temizlikle ilgili her türlü işlem, sürfaktanlar sayesinde gerçekleşir. Bulutların oluşumu ve yağmurun gübreleme özelliği hep bu gözle göremediğimiz maddeler vesilesiyledir.…
 Yaşamımızda bu derece önemli yer tutan sürfaktanlar nedir? 

• Nefes almamızı nasıl kontrol ederler? 

• Bulutları nasıl oluşturur, çevremizi ve bizi nasıl temizlerler?
 

Sürfaktan maddeler en basit tanımı ile bir sıvının yüzey gerilimini azaltan maddelerdir. Bunu bir örnekle açıklamak mümkündür. İçi hava ile dolduğu için içindeki basınç artan balonun bilindiği gibi yüzeyindeki gerilim artar. İşte sürfaktan bu yüzey gerilimini azaltan maddedir. Yapısal olarak hidrofilik (bir molekülün suya bağlanabilme özelliği) bir baş ve hidrofobik (bir molekülün sudan kaçınma özelliği) bir kuyruktan oluşurlar. Yüce Allah’ın yarattığı bu yapısal özellik, sürfaktanların hayatımızın vazgeçilmez unsurları olmasını sağlamıştır. 

Temizleme İşlemi Sürfaktan Maddeler Tarafından Gerçekleşir 

Sürfaktan maddelerin temizleme işlemi genelde aynı kurala dayanır. Bu maddelerin yapısal olarak suda çözülebilen ve suda çözülmeyen bir tarafları vardır. Suda çözülemeyen (suyu sevmeyen) tarafları kirleri çevreler, sararak içine alır ve hapseder. Sürfaktanlar bu özellikleri ile hem doğayı hem de yapay olarak elde edilen çeşitleri ile günlük yaşamımızda kullandığımız her şeyi temizlerler. 

Organik Atıkların Temizlenmesini Sağlar: 

Doğada çürümüş bitki ve diğer organizma artıklarının parçalanma ürünleri olarak birçok doğal sürfaktan oluşur ve suya karışır. Bu sürfaktanlara en iyi örnek hümik asittir. Hümik asitler toprakta uzun süre kalmakta ve zaman içinde yavaş yavaş içlerine hapsettikleri organik maddelerle birlikte parçalanmaktadırlar. Böylece doğa organik atıklardan temizlenmekte, ayrıca hümik asit aracılığıyla toprağın havalanması ve su tutması, toprak mikro organizmalarının gelişimi ve çoğalması sağlanmakta, bitkilerin stres koşullarına, hastalık ve zararlılara dayanıklılığı artmaktadır. 

Deniz Suyunun Temizlenmesini Sağlar: 

Deniz suyunun içerdiği yağlı cisimler ve proteinler de aynı işleyiş prensibi doğrultusunda sürfaktanlar sayesinde temizlenir. 

Gündelik Yaşamdaki Temizlik Sürfaktan Maddeler Sayesindedir: 

Deterjanlar ve sabunlar suni olarak imal edilen sürfaktan maddelerdir. Deterjan veya sabundaki sürfaktan, düşük konsantrasyonlarda kullanıldığında suyun yüzey gerilimini oldukça düşürücü bir özelliğe sahiptir. Sürfaktan molekülünün hidrofobik (suyu sevmeyen) kısmı kumaş üzerindeki yağ tarafından çekilir ve yağın etrafı hidrofilik (su sever) kısım ile kaplanır. Böylece yağ molekülü yuvarlanarak atılır. 

Bulut Oluşumunda Sürfaktan Maddelerin Etkisi Vardır 

Plankton adı verilen mikroskobik alglerin yıkımı ile oluşan sürfaktanlar, dalgaların kıyıya vurması ile köpükler oluşturur. Daha sonra bu köpüklerin patlaması ile sodyum klorür ve diğer elementler havaya yayılır. Havaya yayılan bu aerosollerden bir kısmı rüzgarın etkisi ile yeniden denize düşerken diğerleri yükselir ve havada asılı halde kalır. Bu şekilde çok iyi derecede bir buhar taşıyıcısı olan sodyum klorür açığa çıkarak bulut oluşumunu sağlar. Denizlerde oluşan sürfaktanların birleştirici etkisi olmasaydı çok az bulut oluşur ve iklimler çok kurak geçerdi. 

Yüce Allah dünyadaki birçok doğal olayda olduğu gibi, bulutların oluşumunda da sürfaktan gibi bir maddeyi sebep olarak yaratmaktadır. Rabbimiz bulutların oluşumunun Zatı’nın yarattığı sebeplere bağlı olarak gerçekleştiğini şöyle haber verir: 

“Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.”
 (Nur Suresi, 43) 

Sürfaktan Maddeler Bitkiler için Gereken Elementleri Toprağa Kazandırırlar 

Sürfaktanların canlılar için kaçınılmaz bir ihtiyaç olan yağmuru yağdıran bulutları oluşturmasının yanında bir de gübreleme özellikleri vardır. Denizlerden buharlaşarak bulutlara ulaşan yağmur damlaları sürfaktan maddelerin etkisiyle, deniz yüzeyinin mikro katmanı olan üst kısmındaki mikroskobik alglerin ve zooplanktonların bozulmasından meydana gelen pek çok organik artıkları içlerine hapsederler. Bu artıkların bazıları, deniz suyunda çok az bulunan fosfor, magnezyum, potasyum gibi elementleri ve ayrıca bakır, çinko, kobalt ve kurşun gibi ağır metalleri seçip ayırarak, kendi içlerinde toplarlar. Yeryüzündeki tohum ve bitkilerin yetişmeleri için gereksinim duydukları madensel tuzlar ve elementler sürfaktan maddelerin bu hapsetme özelliği sayesinde yağmur damlalarıyla yeryüzüne inerler. Kuran’da bir ayette şöyle bildirilir: 

“Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.” 
(Kaf Suresi, 9) 

Yağışlarla toprağa inen bu tuzlar, verimi artırmak için kullanılan geleneksel gübrelerin bazılarının (kalsiyum, magnezyum, potasyum vb.) küçük örnekleridir. Bu tür aerosellerde bulunan ağır metaller ise, bitkilerin gelişiminde ve üretiminde verimlilik artırıcı elementleri oluştururlar. 

Kısacası, sürfaktan maddelerin etkisiyle içine çeşitli mineraller hapseden yağmur önemli bir gübredir. Fakir bir toprak, yalnızca yağmur aracılığıyla gelen bu gübrelerle bile, yüzyıllık bir süre içinde bitkiler için gereken tüm elementleri kazanabilir. Ormanlar da, yine bu deniz kökenli aerosoller yardımıyla gelişir ve beslenirler. 

Bu yolla, her yıl kara parçalarının toplam yüzeyi üzerine 150 milyon ton gübre düşmektedir. Bu doğal gübreleme işleyişi olmasaydı, Dünya üzerinde çok daha az bitki olacak, hayat dengesi bozulacaktı. 

Nefes Almamızın Ana Kaynağı Sürfaktan Maddelerdir 

Doğduğumuz andan itibaren rahatlıkla nefes alırız ve aldığımız bu nefes sayesinde hayatımıza devam edebiliriz. Birkaç dakika nefesimizin kesilmesi bile tüm vücut fonksiyonlarımızın durmasına ve hayatımızı yitirmemize neden olabilir. İşte sağlıklı bir hayat sürmemizin nedenlerinden biri akciğerlerimizdeki “sürfaktan” adlı maddedir. Akciğerlerimizi oluşturan 300 milyondan fazla keseciğin çevresi sürfaktan isimli madde ile çevrilidir. Her nefes aldığımızda 300 milyon küçük keseciğin içi havayla dolar. Bu keseciklerin iç yüzeyinde kılcal damarlar bulunmaktadır. Balonlar havayla dolduğu anda, kılcal damarlarda bulunan kandaki karbondioksit, havada bulunan oksijen atomları ile yer değiştirir. 

Ancak bu hava keseciklerinin açılıp kapanmaları ilk bakışta görüldüğü kadar kolay değildir. İlk defa şişirilen bir balonu şişirmek ne kadar zorsa, normal şartlar altında çok yüksek bir gerilime sahip olan alveolleri şişirmek de o derece zordur. Ancak nefes alıp verirken hiç zorlanmayız. Alveollerimizin açılıp kapanmasını hissetmeyiz bile. Çünkü solunum sistemimiz rahat nefes alıp vermemizi sağlayan bir yapıya sahiptir. Her nefes alındığında alveollerin kolayca açılıp kapanmasını sağlayacak bir sistemin olmaması, insan için ölümcül sonuçlara yol açabilecek kadar ciddi bir sorundur. 

Sürfaktan maddesi bu keseciklerin açılıp kapanmasına yardım eder, yüzey gerilimlerini düşürür. Bu maddenin bir diğer fonksiyonu da nefes verirken keseciklerin tamamen boşalmasını engellemesidir. Sürfaktan sayesinde en güçlü nefes verişte bile akciğerlerde belli miktarda hava kalır. Bu şekilde alveol çevresinde dolaşan kan her zaman havayla temas edip vücudun tüm hücrelerine düzenli olarak oksijen iletir. 

Sürfaktan, alveollerin yüzeyinde bulunan çok özel bir hücre grubu (tip II granüler promösitler) tarafından sentezlenir. Vücudun akciğer hariç hiçbir bölgesinde olmayan bu hücreler sayesinde, rahatlıkla nefes alıp verebiliriz.

Bu maddenin önemli özelliklerinden birisi de bebek doğmadan tam bir ay kala üretilmeye başlamasıdır. İşte olayın mucizevi yönü de burada başlar. 

  • Anne rahmindeyken akciğerini kullanmayan bebek nasıl olup da dışarıda nefes alırken böyle bir zorlukla karşılaşacağını düşünüp, bu maddeyi üretmeye ihtiyaç duyabilir? 

  • Sürfaktanın akciğerindeki keseciklerine yardımcı olabileceğini nereden bilebilir? 

  • Bu maddenin keseciklerin yüzey gerilimini düşüreceğini hangi kimya bilgisiyle tahmin edebilir? 

    Kuşkusuz henüz bir bebeğin tüm bunları akletmesi ve vücuduna ihtiyacı olan eksiklikleri yerleştirmesi mümkün değildir. Her şeyi yaratmaya kadir olan Yüce Allah bebekleri anne rahminde dış dünyaya hazırlayarak onlara rahmet etmektedir. Çünkü bu maddenin yokluğu, bebeğin hayatını çok kısa bir zamanda kaybetmesine neden olacaktır. Bu hazırlığın yapılmadığı yani sürfaktan üretiminin yetersiz olduğu istisnai durumlarda örneğin prematüre bebeklerde bu durum oksijen yetersizliğine neden olur. 

    YÜCE ALLAH’IN NiMETLERİNİ BİR GENELLEME YAPARAK BİLE SAYAMAYIZ 

    Yüce Allah’ın kullarına bahşettiği nimetlerin sayısı o kadar fazla, türü o kadar çoktur ki, bu nimetleri saymaya kalkışsak, hatta gruplandırarak saymaya çalışsak bile, sayıp bitirmeye güç yetiremeyiz. Üstelik sahip olduğumuz nimetlerin her birisi yaşamımızı devam ettirebilmemiz için son derece önemli olduğu gibi, pek çoğu da hayatımızı güzelleştirmekte ve kolaylaştırmaktadır. Bize verilen nimetlerden herhangi birinin kısa bir süre için bile eksilmesi veya azalması bunun ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu bize göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Bu nedenle müminlerin sahip oldukları küçük büyük her şey için, tüm bunları kendilerine lütfeden Allah’a şükretmeleri çok önemli bir ahlak güzelliğidir. Müminlere yakışan kendisine ikram edilmiş olan nimetleri tek tek düşünmek ve her biri için Allah’ı anıp, O’na gönülden şükretmektir. 

    Sınırsız bir gücün sahibi olan Allah, sürfaktan maddeler ile benzersiz bir nimet yaratmıştır. Tek başına sürfaktan maddeler bile Allah’ın yüceliğini gereği gibi takdir edebilmek ve O’ndan gereği gibi korkmak için yeterlidir. 

    Yüce Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır: 

    “Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.”
     (İbrahim Suresi, 34) 

    Sürfaktan maddelerin olmadığı bir dünya bulutların ve yağmurun olmaması, kirlerin temizlenememesi ve belki de hepsinden önemlisi nefes alamadığı için yaşayamayan canlılar anlamına gelir. Sadece tek bir maddenin yokluğu ve dengedeki tek bir bozulma kainatı içine alan tüm sistemi etkileyecektir. Tüm bunlar şu anlama gelir; Allah’ın yarattığı bu düzen içinde müthiş bir denge, hassas bir oran ve kusursuzluk hakimdir. 

    “... Biz gökten tertemiz bir su indirmekteyiz. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.”
     (Furkan Suresi, 48-49)

    Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 83. sayı (Mayıs 2011) 50. sayfada yayınlanmıştır.


  •  
    Diğer Makaleler
    En zor görünen durumlarda bile insanın, ''Ben bunun altından nasıl kalkarım?'' diye telaşlanması yersizdir.
    İnsanın yapacağı, yalnızca 'çok samimi olmak'tır. Herşeyi yaratacak olan ise yalnızca Allah'tır...
    ................................
    Olayları, tavırları, konuşmaları derinlemesine araştırıp kurcalama alışkanlığı, bazen insana beklediği gibi huzur değil, rahatsızlık verebilir...
    İnsan gün boyunca hoşuna giden ya da gitmeyen pek çok olayla karşılaşır. Çoğu insan, bu yaşadıkları üzerinde gerektiği kadar durup haya
    ................................
    Kofluktan kaçınmak...
    Bazı insanlar vardır, pek çok yönden çok güzel özelliklere sahiptirler, ancak bu özelliklerine rağmen çevrelerindeki insanlar üzerinde yete
    ................................
    İman etmeyenlerin güçlerinin yetmediği bir ahlak: Sevgide kararlı olmak...
    Dünyanın dört bir yanındaki insanlara sorsanız, her biri de kendince “sevgiyi ve sevmeyi çok iyi bildiklerini” ve “sevdikleri çok fazla i
    ................................
    İyi bir insan, herkes için bir nimettir.
    'Nasıl olsa güzel ahlaklı; her halükarda zaten iyi davranır' diyerek böyle insanların iyi niyetlerini suistimal etmeye çalışmak Kuran ahlak
    ................................
    'Gizli kirlere' ve 'zincirleme kirlenme'ye karşı alınması gereken temizlik önlemleri
    Kirliliğin insanlara getirebileceği zarar ve sıkıntıları bilen şuuru açık her insan için temizlik son derece önemli bir konudur. Ancak buna
    ................................
    En tehlikeli ve en sinsi hastalıklardan biri: Aklı beğenme hastalığı
    Her insan çocukluk yaşlarının hemen ardından belirli bir eğitim süreci içerisine girer. Kişiliği zaman içerisinde sürekli olarak gelişirk
    ................................
    Hatayı önce kendinde aramak, güzel bir ahlak özelliğidir...
    İnsanlar genellikle bir sorun yaşadıklarında, hatayı öncelikle kendilerinde değil de, karşı tarafta arama eğilimindedirler.
    ................................
    En zor görünen durumlarda bile insanın, ''Ben bunun altından nasıl kalkarım?'' diye telaşlanması yersizdir.
    İnsanın yapacağı, yalnızca 'çok samimi olmak'tır. Herşeyi yaratacak olan ise yalnızca Allah'tır...
    ................................
    Her insanın kalbinde, Allah'a karşı yaşadığı çok özel ve derin bir samimiyet, yakınlık ve candanlık şekli olmalıdır.
    Bir kimsenin böyle anlarda bile soğuk ve mesafeli bir üslup içerisinde olması ise, ciddiyetle düşünülmesi gereken çok önemli bir eksiklikti
    ................................
     

    Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla
    telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir.
    HARUN YAHYA