İmam Mehdi (a.s)’ın geleceğine dair akidenin asr-ı saadetten beri İslam toplumu içerisinde yaygın olan yerleşik bir akide olduğunun diğer bir delili de, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt alimlerinin yazmış oldukları hadis kaynaklarıdır. Bu kaynaklardan; Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Ö: Hicrî 241) ve Sahih-i Buhari (Ö: Hicrî 256) gibi bazıları, Ehl-i Sünnet’in İmam Mehdi'nin (a.s) doğumdan önce yazılmış hadis kitaplarıdır. Bu kitaplar, İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadisleri toplayan Ehl-i Sünnet'in itibarlı kitaplarındandır.
Hasan bin Mehbub’un eseri olan Meşihe kitabı da bu konuyu ele alan Ehl-i Beyt kitaplarından biridir. Bu kitap, İmam-ı Zaman’ın gaybet-i kübrasından (büyük gaybetinden) yüz küsur yıl önce yazılmıştır. Bu kitapta İmam Mehdi'nin (a.s) gaybeti hakkındaki hadisler zikredilmiştir.[1]
Yine Ehl-i Beyt mektebinin önde gelen şahsiyetlerinden olan merhum Tabersî, İman Bâkır ve İmam Sadık (a.s) zamanındaki hadis ravilerinin gaybet hadislerini, yazdıkları kitaplarda zikrettiklerini kaydetmiştir.[2] hz. mehdi’ye inanmak 3
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet alimlerinden birçoğu, yalnızca Hz. Mehdi’yi konu edinen kitaplar da yazmışlardır.[3] Bu kitaplardan bazıları Hz. Mehdi (a.s)’ın doğumundan önce yazılmıştır. Ehl-i Sünnet alimlerinden olan “Revacanî” (Ö: Hicrî 250) Ahbar’ul-Mehdi adındaki İmam Mehdi hakkındaki kitabını İmam Mehdi (a.s)’ın doğumundan önce yazmıştır.[4]
Yine İmamların (a.s) ashaplarından "Enmatî" ve "Muhammed bin Hasan bin Cumhur" gibi bazıları Hz. Mehdi (a.s)'ın doğumundan önce o hazret ve gaybeti hakkında kitap yazmışlardır.[5]
Evet, Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki hadisler o kadar yaygın ve o kadar fazladır ki, İslâmî meselelerden çok azı hakkında bu kadar hadise rastlanılır. Ne Ehl-i Sünnet, ne de Ehl-i Beyt ekolünde bu hadislerin kesinliği hususunda şüphe yoktur. Hatta Ehl-i Beyt alimlerine ilâveten birçok Ehl-i Sünnet alimi de bu hadislerin mütevatir ve kesin olduğunu açıklamışlardır. Onlardan biri olan Menakib'uş-Şafiî kitabının sahibi "Secezî" (Ö: Hicrî 363) der ki: “Hz. Mehdi (a.s)'e ait aziz İslâm Peygamberi’nden nakledilen hadisler tevatür haddini bulmuştur.”[6]
hz. mehdi’ye inanmak 3
El-İmam’ul-Mehdi kitabının yazarı der ki: “Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında mevcut olan İmam Mehdi hakkındaki hadisler, eğer sayılacak olursa, İmam Mehdi (a.s) hakkında binlere varan rivayet ile karşılaşırız ki, bunun büyük bir rakam olduğu açıktır. Hatta Müslümanların asla şüphe etmediği ve herkesin kabul ettiği kesin İslâmî meseleler hakkında dahi, bu kadar hadis mevcut değildir.” [7]
Bütün bunlar, İslâm tarihinin başlangıcı olan asr-ı saadetteki Müslümanların ve onları takip eden nesillerin Hz. Mehdi'nin kıyam vaadi ile aşina olduklarını, bu husustaki inançlarının yaygın ve şüphe götürmez olduğunu, özelikle de Ehl-i Beyt mektebinde yetişmiş olanların bu hakikate sarsılmaz ve sağlam inançlarının olduğunu ve o dönemde yaşayan bütün inananların hayatları boyunca o mübarek zatın doğuşunu beklediklerini açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki gelen hadislerde onun Haşim oğullarından, Hz. Fatıma (s.a) evlatlarından ve İmam Hüseyin (a.s)’ın soyundan olduğu, babasının adı “Hasan”, kendi adı Peygamber (s.a.a)’in adı, künyesi Peygamber (s.a.a)’in künyesi olduğu ve gizli dünyaya gelip gizli yaşayacağı, biri kısa müddetli, diğeri uzun müddetli olmak üzere iki gaybeti olacağı, Allah’ın istediği zamana kadar gizli kalacağı ve sonunda Allah’ın emriyle zuhur ve kıyam edeceği ve İslâm dinini tüm dünyaya hâkim kılacağı ve dünyayı, alabildiğine zulüm ve kötülükle dolduktan sonra, tekrar adalet ve eşitlikle dolduracağı açıklanmıştır.
Bu hadislerde on ikinci imamın şahsî ve cismî hususiyetleriyle hazretlerine ilişkin diğer meseleler de açıklanmıştır.
Bütün bunlar Mehdilik akidesinin kesin İslamî bir akide olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu açık delillerden sonra fazla bir şey eklemeğe gerek görmüyoruz. Hidayet Allah Tealâ'nın elindedir. Deliller açıklandıktan ve yol gösterildikten sonra dileyen hidayet yolunu, dileyen de gayrisini seçer. Dönüş Allah'adır; ihtilaf edilen konularda da hakemlik yapacak olan O’dur
------------------------------------------------------------------
[1] - A'lam'ul -Vera, s. 444, İsbat'ul-Huda c. 7. s. 53
[2] - A'lam'ul -Vera, s. 443
[3] - “Nevid-i Emn ve Eman” kitabının 95.sayfasında 32 kitabın adı zikredilmiştir. “Mehdi-i Ehl-i Beyt” kitabında ise 41 Ehl-i Sünnet ve 110 Ehl-i Beyt kitabı zikredilmiştir. "El Mehdi'yul -Muntazar" kitabının 21 ve 24 sayfalarında ise 14 kitabın ismi yer almıştır. Son zamanlarda yazılan “Kitabname-i Hz. Mehdi (a.s)’da da Hazret hakkında yazılan 2500 kitabın ismi kaydedilmiştir.
[4] - el-Mehdi’yul-Muntazar, s. 21 El fihrist-i Şeyh Tusi kitabı. s. 176, Meşhed Üniversitesi.
[5] - Fihrist'i Şehy Tusi, s. 284 ve 301.
[6] - "el-Mehdi’yul-Muntazar" kitabı s. 85.
[7] - “İmam Mehdi” kitabı, s. 66.
Tebyan
“(Kur’an) ayetlerin öğretildiği medreseler tilâvetten yoksun olmuş; vahiy evi yıkılmaya yüz tutmuştur.
Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin Mina’daki Hîf’i, Rükn’ü, Arafat’ı, Cemreleri.
Ali’nin, Hüseyin’in, Cafer’in, Hamza’nın ve alnı nasır bağlayan Seccad’ın evleri.
Kınanmam Peygamber’in Ehl-i Beyt’inden dolayıdır. Oysa onlar yaşadıkları sürece, benim dostlarım ve güvendiklerimdir.
Ben onları işlerimin önderi olarak seçtim; zira onlar her hâlde hayırlıların en hayırlısıdırlar.
Ey Rabbim! Yakinimde basiretimi artır; ve ey Rabbim! Onların sevgisini benim hayırlarıma ekle.
Görmüyor musun ki, otuz senedir ki, gece gündüz daim hasret içindeyim.
Onların servetinin başkaları arasında paylaşıldığını, onların ellerinin ise kendi servetlerinden kesildiğini görüyorum.
Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin cisimleri zayıf düşmüş; Âl-i Ziyad ise, şiştikçe şişmiştir.
Ziyad’ın kızları kasırlarda koruma altındayken, Resulullah’ın Ehl-i Beyt’i çöllerde avare ve perişandır.
Zulme uğradıklarında açarlar zalimlere ellerini; yardımcı ve koruyucudan yoksun olarak.
Bugün veya yarın gerçekleşmesine ümitli olduğum şey olmasaydı,
Kalbim onların (Ehl-i Beyt’in) kederinden parça parça olurdu.
Allah’ın adı ve bereketiyle şüphesiz kıyam edecek İmam’dır ümidim.
Aramızda hak ve batılı birbirinden ayıracak, ödül ve ceza verecek İmam’dır özlemim.
Ey nefsim, sevinçli ol; sonra ey nefsim, muştular olsun sana ki, o gelecek olanın gelmesi uzak değildir.
Zulmün sürüp gitmesinden de sabırsızlığa kapılma ki, gücümün sabitleşeceğini görüyorum.
Eğer Rahman zamanımı ona yakınlaştırır, ömrümü biraz uzatır, vefatımı da biraz geciktirirse,
Öcümü alırım, artık bir gamım da kalmaz; kılıcımı zalimlerin kanıyla kana kana bir sulayıp da giderim.” [10]
“Sevgimi onlara (Ehl-i Beyt’e) verdiğim andan beri bana Rafızî ismini taktılar; oysa ki bu isim, en güzel ismimdir benim.
Arş sahibinin kesintisiz salâtı olsun, o gamlara deva olan Fatıma’nın oğluna.
Onun o iki oğluna ki, birini zehir ile yok ettiler, diğeri de yüzünü toz kaplamış hâlde topraklar üstünde yatmaktadır.
Ondan sonra abit, zahit olan Seccad’a; sonra ilmin sonuna yaklaşan Bakır’ul-Ulum’a.
Cafer’e, oğlu Musa’ya, sonra da ihsankâr Rıza’ya ve zahmet çeken abit Cevad’a.
İki Askerî’ye ve Kaimleri olan Mehdi’ye; ki işin sahibidir ve yeni hidayet elbiseleri giyecektir.
O kimse ki, yeryüzünü zulümle dolduktan sonra, tekrar onu adaletle dolduracak; sapıklık ve fitne ehlinin kökünü kesecek.
O; korkusuz, silâh kuşanmış dilâverlerin önderi ki, yararsız otları kazımak için tuğyan ehli ile savaşacak.
Hidayet ehlidirler, Kayyum Allah’ın dinini, dünya ve dünya makamlarına satan insanlar değillerdir.
Eğer onların gazabı cehennem ateşinde gizlenirse, artık cehennem ateşini alevlenen odundan bî-niyaz eder." [7]
"Allah'ımı şahit tutarım ki, senin (İmam Sadık’ın) sözün, ister boyun eğer olsun, ister günahkâr, bütün mahluklara hüccettir; hani buyurdunuz ya:
Kalben arzuladığım veliyy-i emir ve Kaim’in bir gaybet dönemi olacak; şüphesiz o gaybet edecektir, Allah'ın selâmları o gaibe olsun.
Bir müddet gaybet perdesi ardında kalacak, sonra zuhur edecek ve dünyanın doğusunu ve batısını adaletle dolduracaktır.
Gizlide ve açıkta ben buna inanıyorum, kınansam da ondan vazgeçmem." [5]
“Sizin Zeyd’i hurma ağacına asıverdik; doğrusu ben hiç ağaca asılan bir Mehdi’yi görmemiştim.”
|